Süleyman’ın Özdeyişler kitabı bilgelik kitapları ve Kutsal Kitap içinde önemli bir yer tutar. Binlerce yılık bilgiler damıtılarak okuyucuya ulaşır. Deneyim, gözlem ve pratik yaşam içerir. Kitabın tümünü Süleyman yazmasa da büyük çoğunluğunu yazmış birçoğunu derlemiş ve düzenlemiştir ( Vai. 12:9–10 ) Diğer bir derleme Hizikya döneminde yapılmıştır. Böylece, yaşamın her alanı hakkında söz söylenen zengin bir eser ortaya çıkmıştır. Yeni Ahit Süleyman’ın bilgeliğini över ( Mat 12:42) ve Özdeyişler kitabından pek çok alıntı yapar (Yak. 4:6, 5:20 İbr.12:5,Rom.12:16,12: 20, 2Pe. 2:22,1Pe.4:8 ).
Özdeyişler kitabının 5.6.7 bölümlerinde incelenen konu cinsel paklıktır. Zinayı doğuran tuzaklara karşı uyarıları içerir
Amaç
Yazılış amacı S.Ö 1:1–7 açıklanır “Çok eski zamanlarda bilge ve hikmetli insanlar yaşam hakkındaki bilgece sözleri bir araya getirmişlerdir. Bu bilge insanlar özdeyişleri, çocuklarına ve öğrencilere ders vermek için araç olarak öğüt veya danışmanlık almak isteyen kişiler için yönergeler olarak kullanmışlardır”( Hasat TT, LaSor 1996–1)
5:1–14 Bölümü amacı ise, cinselliğin yanlış kullanımından doğacak tehlikelere dikkatimizi çeker. Bu akıllıca sözleri dinlememenin, eğitimi sevmemek, dolayısı ile akılsızlık olduğunu savunur( 5,12 ).
Yapısı ve tarih
Bilgelik tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. İsrail’de Süleyman’dan önce bilgelik ve edebiyatı vardır( Say.21:27, 1Sa. 24:13 )Bilgelik edebiyatı sadece İsrail de değil Sümer, Asur, Babil, Mısır, Fenike de çok gelişmiştir. Diğer uluslar ve İbrani bilgeliğinin en temel farkı İbranilerin, bilgeliğin temeline Tanrıyı koymalarıdır. (S.Ödeyişleri 2003–45) “. Rab korkusu ile kötülükten kaçınmak ( Eyü 28:28 Özd 2:6 ).
İbranilerdeki bilgelik geleneği, yazılı metinlerden daha çok sözlü gelenek halinde yayılmıştır. Bu nedenle İbraniler bunun hafızada kolay tutulması için şiir ve tekrarlar halinde getirmişlerdir. Ancak kafiyeler yoktur Bunu yerine paralellik ya da kuvvetlendirme vardır... Her kıtadaki mısralar birbirine paraleldir. İkinci mısra, birincinin anlamını kuvvetlendirir. Eğer üçüncü varsa daha fazla kuvvetlendirmedir.( S.Ö 2003–10 ) Aynı yapı 5:1–14te de görülür.Örneğin 5:5“Ayakları ölüme gider
Adımları ölüler diyarına ulaşır”
Üsteki mısra, alttaki mısra tarafından desteklenir. Farklı sözcüklerle aynı şeyi tekrarlar. Böylelikle kalıcılığı, etkileyiciliği ve dikkat çekiciliği sağlanır. “Duymak ve ezberlemek ifadelerinin çok sayıda kullanılmasından da anlaşılacağı gibi, sözlü eğitim ön plandadır. Yazmaktan çok nadir bahsedilir.” Yorum veya inceleme yapılırken. Bu paralellik yapısı dikkate alınmalıdır.”Şiirdeki paralellik, bildirisinin biçimlendirilmesine yardımcı olmaktadır. Bu nedenle etüt ederken hem ayetlerin tümüne hem de ayetlerdeki şiirsel unsurlara bakılmalıdır” ( Hasat TT, LaSor, 1996:2 ) Ayrıca sözleri bire bir değil bunların pek çoğunun benzetmeler ve mecazlar olduğu hafıza da tutulmalıdır. Örneğin:
Ama sonu pelin otu kadar acı
İki ağızlı kılıç kadar keskindir (5:4 )
İçerik 5:1–14
5:1–14 Bölümünde Baba bilge sözleriyle, oğlunu çok cazip görünen, ama onu felakete götürebilecek günahlardan, düşebileceği tuzaklardan ve son pişmanlıktan korumaya çalışır.
5: 1–14 Ayetlerinin ana hatları
1)Baba sözlerine, oğlunun kulak vermesini ister
2)Sözlerinin sağlayacağı faydalar
3)Zina eden kadının tatlı silahları
4–6 )Tuzağa düşenin acı sonu
7-8 )Tekrar uyarı sözleri
9–11)Sözlerini dinlemediğinde olacak kötü olaylar
12–14 )Eğitimi sevmemenin ve son pişmanlığın faydasızlığı
5:1–2 Ayete yazar baba mıdır yoksa babaca mı konuşmaktadır anlamak güçtür. Kendini bilge, sözlerinin de akıllıca olduğunu belirtir. Sözlere önem vermenin hayati bir konu olduğu 5:1 de ve tüm Özdeyişler kitabı boyunca pek çok yerde yenilenir (2:1–2, 3:1_2, 4:10, 6:1, 7:1 ). Deneyimle kazanılmış sözler, onda doğruyu yanlışı ayırma yetisi geliştireck, başını sıkıntıdan koruyacak, yanlış yapmasına engel olacaktır. Konuştuğu sözleri de bilgece olacaktır ( 5:2 )Gerçektende doğru bilgi küçümsenememelidir. Sözlerin hayatımızdaki etkileri çok güçlüdür.(Özd.16:24 ) Doğru ve yararlı sözler, geliştirip büyütürken, olumsuz, yanlış sözler ise bizde pek çok hataya sebep olmaktadır. Günümüzde yanlış bilgi kurbanı olmuş,ne çok insan vardır. Bilgelik sözlerinin önemini bilen bilge, bunlara dikkat kesilmesini can kulağı ile dinlemesini ister. Bölüm boyunca bunu iki kez yeniler(5:1 ve 5:7).
5:3 Şimdi asıl konuya, genç erkekleri bekleyen tehlikeye geçer. Zina! Bu ayet dikkat gerektirir. Henüz yaşam deneyimi kazanmamış bir gençle konuştuğu unutulmamalıdır. Bölüm ve kitap erkeklere yöneliktir, onlar için yazılmıştır. Tarif ettiği de sadece zina eden kadının ayartılarıdır o kadar. Eski ahitte, zina edenleri taşlarken, sadece kadını değil zina ettiği erkeği de birlikte taşlarlardı. Çünkü suç her ikisinindir. ( Lev. 10:20 ). Yani suç sadece kadınların değildir. Bu haksızlığa karşı duyarlı olmalıyız.
Delikanlıyı uyarır. “Zina eden kadının dudakları bal damlatır, Ağzı zeytinyağında da yumuşak” Bal damlaması günümüzde anlaşılırdır. Çağrıştırdığı şey damakta hoş tattır. Yağ bellikli o günlerde yumuşaklığı ve kayganlığı ifade etmektedir. Sözleri tatlı yumuşak, kaygan, hoş görünür. Türkçe de güzel konuşanlar, için benzer bir deyim vardır “Ağzından bal akıyor” Zina eden kadının tatlı, yumuşak ve ikna edici sözleri dudaklarının çekiciliği ( neden olmasın) vardır. Uyarıya göre, zina eden kadın böyledir, ya da sana öyle görünür demektedir. Bu iki düşüncede birbirini destekler.
5:4 Ama çabuk yanılırsın. Bu kadar hoş ve arzulanır görünen, bal kadar tatlı, yağ kadar yumuşak olan zina (günah), sonunda pelin otu kadar acı gelir sana. “Hep bildiğimiz aynı öykü. Günah önce çekici gelir ama geriye bakıldığında iğrenç gelir” ( Donald 2005–316 ) Bu olaya Davut’tun oğullarından Ammon ile yine Davut’un kızı Tamar’ın hikâyesi iyi bir örnektir ( 2 Sam. 13:4-15 )
5,6 Ayakları ölüme gider.Fark etmezsin seni nereye götürür. Oysa gittiği karmaşa ve acıdır. Tuttuğu yolun üzüntüden başka bir meyvesi olmayacağının kendisi de farkında değildir. Böylesi tutkulara kapılan kadın ve erkekler, yaşamla ve gerçekle bağını yitirir, yasak ilişkinin karanlık ve tutkulu yollarında kaybolurlar. Kendileri ve kendilerini yaşama götüren yolları yitirirler. Gerçekle hayali karıştırırlar.
5: 7 Konunun önemini ve tehlikenin büyüklüğünü sezen bilge, bir kez daha sözlerine önem vermeye çağırır oğlu. Sadece önem verme değil sözlerini uygulamaya da. Yakup mektubu konuyu geliştirir ( Yak 1:22-25 ).
5: 8 Ağzından bal damlayan, yağdan yumuşak olan kadınlara yaklaşmamalıdır. Bilge, erkeğin bu konudaki zayıflığını bildiği için o tür kadınlardan ve sadece o tür kadınlardan da değil o bölgeden de uzak durmasını öğütler. Ayartmalardan galip ayrılmanın koşulu, mümkünse zayıf olduğunu bildiğin konularda seni denemeye itecek yerlerden ve oralardan uzak durmaktır. Yusuf’u anımsamak teşvik edicidir (Ya 39:12 )
5:9,10,11 Eğer sözünü dinlemezse, kendini bekleyen acı sonu görmesine çalışır. Ona sanki bir resim çizerek, olabilecek kötü olayları ve sonunda onu bekleyen felaketleri gösterir.. Kişinin onurunu, konumunu, servetini ve gençliğini yitirip, son günlerinde sürünmesi, asıl vurgusudur. Hastalık kapma ihtimali de unutulmamalıdır Tarihte ve günümüzde yanlış ilişkilerin ardı sıra gidip, bu yüzden onurunu servetini, ailesini, sonunda da her şeylerini yitiren erkekler sayısızdır. Onların en ünlüleri Şimşon ve Davut’tur (Hak.16.16–20, 2 Sam. 11:2-25 )
5:12–13 Öğretmenlerin ve eğitimin yararını anımsatır. Daha sonra pişmanlıkla söyleyeceği sözleri onun ağzına koyar. Bilge öğretmenini dinlemezse, kendisini bekleyen, sadece çok acı bir pişmanlık olacaktır. Son pişmanlık asla fayda etmeyecektir. Söz dinlerse eğer bütün bunlardan korunacaktır.
5:14 Kendini eğitenleri ve bilgeliği dinlememin sonu tam bir felaket ve yıkımdır. Eğitimi ve bilgiyi sevmemek kişinin kendine yapabileceği en büyük kötülüktür.
KAYNAKÇA
LaSor,W.S TT, Hubbard,D.A, Bush,F:V. Old Testament Survey.2 Edition1996. Grant Rapids:Eerdmans Hasat İstanbul Sayfa 1.2
Süleyman’ın Özdeyişleri, Değişen yaşam Serisi, TT, 2003 Haberci Yayınları İstanbul, Sayfa 10,45
W.Mac, Donald. Eski Antlaşma Serisi, TT,20005 Yeni Yaşam Yayınları İstanbul, Sayfa 316
SÜLEYMAN’IN ÖZDEYİŞLERİ 5:1–14
Üzerine Bir Çalışma
Yazarı ve türü
Süleyman’ın Özdeyişler kitabı bilgelik kitapları ve Kutsal Kitap içinde önemli bir yer tutar. Binlerce yılık bilgiler damıtılarak okuyucuya ulaşır. Deneyim, gözlem ve pratik yaşam içerir. Kitabın tümünü Süleyman yazmasa da büyük çoğunluğunu yazmış birçoğunu derlemiş ve düzenlemiştir ( Vai. 12:9–10 ) Diğer bir derleme Hizikya döneminde yapılmıştır. Böylece, yaşamın her alanı hakkında söz söylenen zengin bir eser ortaya çıkmıştır. Yeni Ahit Süleyman’ın bilgeliğini över ( Mat 12:42) ve Özdeyişler kitabından pek çok alıntı yapar (Yak. 4:6, 5:20 İbr.12:5,Rom.12:16,12: 20, 2Pe. 2:22,1Pe.4:8 ).
Özdeyişler kitabının 5.6.7 bölümlerinde incelenen konu cinsel paklıktır. Zinayı doğuran tuzaklara karşı uyarıları içerir
Amaç
Yazılış amacı S.Ö 1:1–7 açıklanır “Çok eski zamanlarda bilge ve hikmetli insanlar yaşam hakkındaki bilgece sözleri bir araya getirmişlerdir. Bu bilge insanlar özdeyişleri, çocuklarına ve öğrencilere ders vermek için araç olarak öğüt veya danışmanlık almak isteyen kişiler için yönergeler olarak kullanmışlardır”( Hasat TT, LaSor 1996–1)
5:1–14 Bölümü amacı ise, cinselliğin yanlış kullanımından doğacak tehlikelere dikkatimizi çeker. Bu akıllıca sözleri dinlememenin, eğitimi sevmemek, dolayısı ile akılsızlık olduğunu savunur( 5,12 ).
Yapısı ve tarih
Bilgelik tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. İsrail’de Süleyman’dan önce bilgelik ve edebiyatı vardır( Say.21:27, 1Sa. 24:13 )Bilgelik edebiyatı sadece İsrail de değil Sümer, Asur, Babil, Mısır, Fenike de çok gelişmiştir. Diğer uluslar ve İbrani bilgeliğinin en temel farkı İbranilerin, bilgeliğin temeline Tanrıyı koymalarıdır. (S.Ödeyişleri 2003–45) “. Rab korkusu ile kötülükten kaçınmak ( Eyü 28:28 Özd 2:6 ).
İbranilerdeki bilgelik geleneği, yazılı metinlerden daha çok sözlü gelenek halinde yayılmıştır. Bu nedenle İbraniler bunun hafızada kolay tutulması için şiir ve tekrarlar halinde getirmişlerdir. Ancak kafiyeler yoktur Bunu yerine paralellik ya da kuvvetlendirme vardır... Her kıtadaki mısralar birbirine paraleldir. İkinci mısra, birincinin anlamını kuvvetlendirir. Eğer üçüncü varsa daha fazla kuvvetlendirmedir.( S.Ö 2003–10 ) Aynı yapı 5:1–14te de görülür.Örneğin 5:5“Ayakları ölüme gider
Adımları ölüler diyarına ulaşır”
Üsteki mısra, alttaki mısra tarafından desteklenir. Farklı sözcüklerle aynı şeyi tekrarlar. Böylelikle kalıcılığı, etkileyiciliği ve dikkat çekiciliği sağlanır. “Duymak ve ezberlemek ifadelerinin çok sayıda kullanılmasından da anlaşılacağı gibi, sözlü eğitim ön plandadır. Yazmaktan çok nadir bahsedilir.” Yorum veya inceleme yapılırken. Bu paralellik yapısı dikkate alınmalıdır.”Şiirdeki paralellik, bildirisinin biçimlendirilmesine yardımcı olmaktadır. Bu nedenle etüt ederken hem ayetlerin tümüne hem de ayetlerdeki şiirsel unsurlara bakılmalıdır” ( Hasat TT, LaSor, 1996:2 ) Ayrıca sözleri bire bir değil bunların pek çoğunun benzetmeler ve mecazlar olduğu hafıza da tutulmalıdır. Örneğin:
Ama sonu pelin otu kadar acı
İki ağızlı kılıç kadar keskindir (5:4 )
İçerik 5:1–14
5:1–14 Bölümünde Baba bilge sözleriyle, oğlunu çok cazip görünen, ama onu felakete götürebilecek günahlardan, düşebileceği tuzaklardan ve son pişmanlıktan korumaya çalışır.
5: 1–14 Ayetlerinin ana hatları
1)Baba sözlerine, oğlunun kulak vermesini ister
2)Sözlerinin sağlayacağı faydalar
3)Zina eden kadının tatlı silahları
4–6 )Tuzağa düşenin acı sonu
7-8 )Tekrar uyarı sözleri
9–11)Sözlerini dinlemediğinde olacak kötü olaylar
12–14 )Eğitimi sevmemenin ve son pişmanlığın faydasızlığı
5:1–2 Ayete yazar baba mıdır yoksa babaca mı konuşmaktadır anlamak güçtür. Kendini bilge, sözlerinin de akıllıca olduğunu belirtir. Sözlere önem vermenin hayati bir konu olduğu 5:1 de ve tüm Özdeyişler kitabı boyunca pek çok yerde yenilenir (2:1–2, 3:1_2, 4:10, 6:1, 7:1 ). Deneyimle kazanılmış sözler, onda doğruyu yanlışı ayırma yetisi geliştireck, başını sıkıntıdan koruyacak, yanlış yapmasına engel olacaktır. Konuştuğu sözleri de bilgece olacaktır ( 5:2 )Gerçektende doğru bilgi küçümsenememelidir. Sözlerin hayatımızdaki etkileri çok güçlüdür.(Özd.16:24 ) Doğru ve yararlı sözler, geliştirip büyütürken, olumsuz, yanlış sözler ise bizde pek çok hataya sebep olmaktadır. Günümüzde yanlış bilgi kurbanı olmuş,ne çok insan vardır. Bilgelik sözlerinin önemini bilen bilge, bunlara dikkat kesilmesini can kulağı ile dinlemesini ister. Bölüm boyunca bunu iki kez yeniler(5:1 ve 5:7).
5:3 Şimdi asıl konuya, genç erkekleri bekleyen tehlikeye geçer. Zina! Bu ayet dikkat gerektirir. Henüz yaşam deneyimi kazanmamış bir gençle konuştuğu unutulmamalıdır. Bölüm ve kitap erkeklere yöneliktir, onlar için yazılmıştır. Tarif ettiği de sadece zina eden kadının ayartılarıdır o kadar. Eski ahitte, zina edenleri taşlarken, sadece kadını değil zina ettiği erkeği de birlikte taşlarlardı. Çünkü suç her ikisinindir. ( Lev. 10:20 ). Yani suç sadece kadınların değildir. Bu haksızlığa karşı duyarlı olmalıyız.
Delikanlıyı uyarır. “Zina eden kadının dudakları bal damlatır, Ağzı zeytinyağında da yumuşak” Bal damlaması günümüzde anlaşılırdır. Çağrıştırdığı şey damakta hoş tattır. Yağ bellikli o günlerde yumuşaklığı ve kayganlığı ifade etmektedir. Sözleri tatlı yumuşak, kaygan, hoş görünür. Türkçe de güzel konuşanlar, için benzer bir deyim vardır “Ağzından bal akıyor” Zina eden kadının tatlı, yumuşak ve ikna edici sözleri dudaklarının çekiciliği ( neden olmasın) vardır. Uyarıya göre, zina eden kadın böyledir, ya da sana öyle görünür demektedir. Bu iki düşüncede birbirini destekler.
5:4 Ama çabuk yanılırsın. Bu kadar hoş ve arzulanır görünen, bal kadar tatlı, yağ kadar yumuşak olan zina (günah), sonunda pelin otu kadar acı gelir sana. “Hep bildiğimiz aynı öykü. Günah önce çekici gelir ama geriye bakıldığında iğrenç gelir” ( Donald 2005–316 ) Bu olaya Davut’tun oğullarından Ammon ile yine Davut’un kızı Tamar’ın hikâyesi iyi bir örnektir ( 2 Sam. 13:4-15 )
5,6 Ayakları ölüme gider.Fark etmezsin seni nereye götürür. Oysa gittiği karmaşa ve acıdır. Tuttuğu yolun üzüntüden başka bir meyvesi olmayacağının kendisi de farkında değildir. Böylesi tutkulara kapılan kadın ve erkekler, yaşamla ve gerçekle bağını yitirir, yasak ilişkinin karanlık ve tutkulu yollarında kaybolurlar. Kendileri ve kendilerini yaşama götüren yolları yitirirler. Gerçekle hayali karıştırırlar.
5: 7 Konunun önemini ve tehlikenin büyüklüğünü sezen bilge, bir kez daha sözlerine önem vermeye çağırır oğlu. Sadece önem verme değil sözlerini uygulamaya da. Yakup mektubu konuyu geliştirir ( Yak 1:22-25 ).
5: 8 Ağzından bal damlayan, yağdan yumuşak olan kadınlara yaklaşmamalıdır. Bilge, erkeğin bu konudaki zayıflığını bildiği için o tür kadınlardan ve sadece o tür kadınlardan da değil o bölgeden de uzak durmasını öğütler. Ayartmalardan galip ayrılmanın koşulu, mümkünse zayıf olduğunu bildiğin konularda seni denemeye itecek yerlerden ve oralardan uzak durmaktır. Yusuf’u anımsamak teşvik edicidir (Ya 39:12 )
5:9,10,11 Eğer sözünü dinlemezse, kendini bekleyen acı sonu görmesine çalışır. Ona sanki bir resim çizerek, olabilecek kötü olayları ve sonunda onu bekleyen felaketleri gösterir.. Kişinin onurunu, konumunu, servetini ve gençliğini yitirip, son günlerinde sürünmesi, asıl vurgusudur. Hastalık kapma ihtimali de unutulmamalıdır Tarihte ve günümüzde yanlış ilişkilerin ardı sıra gidip, bu yüzden onurunu servetini, ailesini, sonunda da her şeylerini yitiren erkekler sayısızdır. Onların en ünlüleri Şimşon ve Davut’tur (Hak.16.16–20, 2 Sam. 11:2-25 )
5:12–13 Öğretmenlerin ve eğitimin yararını anımsatır. Daha sonra pişmanlıkla söyleyeceği sözleri onun ağzına koyar. Bilge öğretmenini dinlemezse, kendisini bekleyen, sadece çok acı bir pişmanlık olacaktır. Son pişmanlık asla fayda etmeyecektir. Söz dinlerse eğer bütün bunlardan korunacaktır.
5:14 Kendini eğitenleri ve bilgeliği dinlememin sonu tam bir felaket ve yıkımdır. Eğitimi ve bilgiyi sevmemek kişinin kendine yapabileceği en büyük kötülüktür.
KAYNAKÇA
LaSor,W.S TT, Hubbard,D.A, Bush,F:V. Old Testament Survey.2 Edition1996. Grant Rapids:Eerdmans Hasat İstanbul Sayfa 1.2
Süleyman’ın Özdeyişleri, Değişen yaşam Serisi, TT, 2003 Haberci Yayınları İstanbul, Sayfa 10,45
W.Mac, Donald. Eski Antlaşma Serisi, TT,20005 Yeni Yaşam Yayınları İstanbul, Sayfa 316
— Yenilgi, başarısızlık ve yanlışlarından korkma ve utanma. Yaptığın hatalar, kendi çapını ve düzeyini görmeni sağlar. Durumunu görmek, öfke ve güvensizlik yaratsa da, bu iç görü önemlidir Büyümenin yollarındandır bunlar. Evet, biraz sancılıdır. Ancak çok etkilidir Tanrı bu durumlarını kullanarak seni bir sınıf daha yukarı çıkarır.
— Küçüklüğünü ve zaaflarını görmen, kendini suçlamana, utanmana sebep olmasın. Eğer suçluyorsan, bu egonun büyüklüğünden tedaviye olan ihtiyacındandır Anlamaya çalış. Suçlama kendini. Asla yapma bunu. Daha çok hastalanırsın! Sadece durumunu gör, kabul et kendini. Gizlemeden öylece Tanrı’ya sun halini.
—Hiç kimsenin acısını, küçümseme, suçlamama ve yargılama. Kim bilinçli acı çekmek ister ki. Suçlayacağına anlamaya çalış. Acısına saygı duy Acıları onun büyümesi için, aşması gereken engelleridir. Elini uzat. Yanında ol, cesaret ver. Destekle ve dua et Ama dikkat et, acısından beslenmesin onu kullanmasına izin verme.
—Seni üç şey çirkinleştirir, acını artırır. Bunları ciddiye al, unutma.
Acı çekmekten korkup kaçmak, Şuursuzca istemek, Bencilce yaşamak.
—Yeni, olumlu bir karar verdiğinde ardından gelecek dirence karşı hazırlıklı ol. Her karar, yeni bir adım mutlaka iyi ve kötü güçlerce (aydınlık ve karanlık) denenir
—Okumak iyi bir öğretim yolu olsa da asıl öğretmenin, yaşamın kendisi ( herkes, her şey ) olacak. Hatta bazen, küçük bir çocuk veya ummadığın birisi sana her şeyi yeniden öğretecek. Öğrenmeye açık ol, asla kapatma kendini!
Bunları istememize bu konular için dualar etmemize ve uzun yıllar geçmesine rağmen
istediğimiz oranda değişemez o büyülü adımları bir türlü atamayız. İnsan ister istemez sorar:
Değişim sadece istediğimiz ama ulaşamadığımız bir şey mi olarak kalacaktır?
Olumsuz alışkanlık ve davranışlarımızı nasıl değiştirebiliriz? Neden bu kadar zordur?
Bu çalışmada çözüm yollarını ve nedenlerini araştıracak, yukarda ki sorulara cevap bulamaya çalışacağım.
Değişemeyişimizin bazı nedenleri
- Kendimizi ve Tanrı’yı gerektiğince tanıyamamaktan, Tanrı’yla zaman geçirmemekten
- Edinilmiş yanlış düşünme ve düşünce kalıplarından. - Değişimin çok pahalıya mal olacağını, mutsuz olacağımızı sanmaktan
- Sevgi eksikliğinden.
- İçimizdeki acı ve incinmelerden. Psikolojik sorunlardan
- İnanç eksikliğinden. Güvensizlikten
- Tembellikten ve bulunduğumuz durumla yetinmekten.
- Yetersiz dua ve okuma hayatından
- Daha sonra zamanı gelince olacağını düşünmekten
- İtiraf edilmemiş günahlardan.
Bu listeye başka ilaveler de yapılabilir kuşkusuz. Ancak amacım nedenlerin çokluğundan ziyade çözüm yollarını araştırmak ve bazı yöntemler üzerinde durmaktır: Neden değişemediğimiz hakkındaki şahsi düşüncemizi belirterek konuya girmek istiyorum
Değişim ile ilgili düşüncelerimizin karışık ve netleşmemesinden dolayı sorun yaşamaktayız. İstediğimiz değişimlerin arkasında farklı istekler taşıdığımızı düşünüyorum. Diğer istekler güçlü olduğu sürece, değişim arzuları sadece iyi temennilerden öte geçemiyor. Bunlar birbirleriyle çatışmakta, güçlü olan istek ise bizi ikna edip galip gelmektedir. Örneğin alçak gönüllü olmak istiyoruz ancak olduğumuzda çok ezileceğimizi, kimsenin bizi adam yerine koymayacağını düşünüyorsak alçak gönüllülük gerektiren durumlar bile bizi çileden çıkaracaktır. İsa ve zengin genç diyalogunda bunu çok iyi görebiliriz. Zengin genç ebedi hayatı istemekle birlikte, bu istek maddiyata bağlılığıyla çatışınca güçlü olan istek galip gelerek İsa’yı izlemesine engel oldu.( Mar10:18-22 ) Kendimde de buna benzer çelişkiler yakalamaktayım. Hakkından, haklılığından İsa için vaaz geçmek gerektiğine düşünüyor, diğer yandan bunun bir zayıflık olduğuna inandığımdan dolayı, böyle bir olay ile karşılaştığımda zorlanıyorum. Bazen de değiştirmek istediğim bazı davranışları aslında sevdiğimi, onları henüz değiştirmek istemediğimi fark ediyorum. Agustinus gibi “değiştir beni ama henüz değil”diyorum. Kutsal Ruh’ un amaçlarından biride bizi İsa Mesih benzerliğine dönüştürmek değil midir?
Bunları fark etmenin tek olumlu yanı, kendimizi ve çevremizi kandırmadan asıl sorunlarla yüzleşebiliyorsunuz. Bir şeyi fark etmek çözüme yaklaşmak demektir Fark ettiğiniz gibi, sorunu ortaya koymaya çalışırken, çözümünde ipuçlarına yaklaşıyoruz
Aslında çözüm yollarını da bildiğimizi sanıyorum. Ama onları uygulama gücü ve anlayışından uzak olduğumuz için sorunların etrafında zaman kaybediyoruz. Hangimiz bilmiyor duanın değiştiren gücünü. Tanrının önünde zaman geçirmenin değişim için değerini. Bin kez okumuş bin kez duymuşuzdur. Foster dua konusunda yaşasın disiplin adlı kitabında “Tanrı’nın önünde durmak değişmek demektir”.Yine aynı kitapta “Dua etmek değişmek demektir. Dua Tanrı’nın bizi değiştirmek için kullandığı başlıca yoldur” (Foster,1996: 30–39). Bilmemize rağmen az dua ediyor az zaman geçiriyoruz. Başka inandığımız şeyler bu bilgilerden daha güçlü çıkıyor. Çünkü henüz biz bunun önemini ve bize kazandıracaklarını kavramamışız.
Veya hangimiz bilmiyor Kutsal kitabın değiştiren gücünü. Okumadık mı bilmiyor muyuz? Kutsal kitap Tanrı, sözünün, değiştiren gücünü anlatan ayetlerle doludur.
“Genç adam yolunu ne ile temizler, senin sözünü tutmakla” “Sözün bana yaşam verir” “ Sözün adımlarım için çıra yolum için ışıktır”. ( Mez 119: 9–50-105; İbr 4:12 )
Kutsal kitap bir doktrin kitabı değildir diyor Rick Warren “ Tanrı sözü yaşam verir, imanı canlandırır değişim getirir” ( Warren, 2006: 205 ) .
Belki de nasıl değişebilirimden çok niçin değişmeliyim sorusu sorulmalıdır. Niçinler güçlendiğinde değişim arzusu da o denli güçleniyor. Buna Zakkay iyi bir örnektir. Zakkay o güne kadar çok acı çekmesine ve çektirmesine karşın değişmemişti. Ama İsa’yla karşılaştıktan sonra niçin değişmesi gerektiğini, değişmeze neler kaçıracağını gördü(Luk 19:8-10 ). Haçtaki haydudun durumu daha nettir. Niçin değişmeliydi çünkü biraz sonra cehenneme gidecekti. Son bir şanssı vardı (Luk 23:40-43 ). Yani çoğu değişim için zorunluluk bilinci gerekmektedir. Niçin değişmeliyim? Çünkü mecburum. Kurtuluş için de benzer koşullara gereksindiğimizi bilirsiniz. Niçinler güçlü, tutarlı ve bizi motive ediyorlarsa değişimde beraberinde geliyor.
Biz biliyoruz ki değişim
Tanrının sevgisini anlayarak tadarak Kutsal kitap ve dua aracılığını kullanarak Yeni ve kutsal düşünceler edinerek Bizi sınırlayan saplantılı fikirler terk edilerek Değişmek için gerekli neden ve zorunlulukları fark ederek Bütün bunlar sürekli ve canlı tutarak Gerçekleşir.
KAYNAKÇA
Foster,J.F, TT 1996, Yaşasın Disiplin,İstanbul: Yeni Yaşam Yayınları.Rick, W, TT 2006, Maksatlı Yaşam, İstanbul: Haberci yayınları.
Pek çok insan kürtajı, onuru temizlemek veya doğum kontrolünü sağlamak için gerektiğinde çekinmeden uygulayabileceği bir yöntem olarak görüyor. Özellikle namus konularında cinayet işlemek yani anne rahminde yaşamakta olan küçük insanı öldürmek bir hak olarak görülüyor. Namussal, ekonomik ve diğer sebeplerden çıkabilecek sorunlarla mücadele etmek, çözümler üretmek yerine ilk akla gelen kürtaj ile yaşayan canlıdan kurtulmak oluyor. Kişileri buna iten sebepler, farklı ve karışık olsa da çözümümüz çok ağır durumlar dışında(annenin hayati tehlikesi gibi) kürtaj olmamalıdır. Ülkemizde sekiz haftalık, Avrupa da yirmi sekiz haftalarda bile yaşayan savunmasız bebeğin hayatına vahşice son veriliyor. Kürtajın kolaylıkla uygulanmasında, çaresizlik kadar, ceninin yaşama ve bir kişi olmaya, çok sonraki aylarda başladığı düşünmelerindendir. Farklı fikirler olmasına karşın, sperm yumurtayla birleştiği anda yaşam başlamaktadır. Yaşamı başlatan Tanrı, insanı kendi suretinde yaratmış (Yar 1:27) ve öldürmeyeceksin demiştir. Yaşam Onundur ve sadece Olabilir. Cenin bir kişi ve bir insandır. Yaşama hakkı vardır. Bu hak kutsal görülüp korunmalı cenin katliamlarında anne ve çocuğu her anlamda destekleyen farklı çözümler üretilebilmelidir. Kürtaj onuru temizlemek ve doğum kontrolü için iyi bir yöntem değildir.
İnsan bu konunun çok hassas ve kolay cevaplar ile geçiştirilemeyeceğini işin içine girince anlıyor. Özellikle namus ve onuru temizleme düşüncesi toplumlar üzerinde büyük baskı oluşturmaktadır. Ülkemiz de zina, tecavüz veya aile içi cinsel tacizden doğan çocuklar, çok çirkin unvanlarla damgalanmakta, dışlanmaktadır. Annesi ise gerek hamilelik boyuca gerek doğumdan sonra, çevresinin potansiyel cinsel objesi, kolay ele geçirilecek kadın olarak iştahları kabartmakta taciz edilmektedir. Durum küçük yerleşim bölgelerinde dayanılmaz boyutlara ulaşmakta trajik olaylarla sonlanmaktadır.
Ekonomik ve sosyal sorunlar nedeniyle kürtaja baktığımızda da durum düşündürücü ve yıpratıcıdır. Stott, John Issues Facing Christians Today. Marshall Pickering.1990:4 adlı eserinde durumu netleştirmiştir. “Hamile anne büyük bir ailenin talepleri karşısında tükenmiş durumdadır. Ev zaten kalabalıktır. Ailenin başka bir çocukla başa çıkamayacağı açıktır. Ya da ailenin gelirini anne sağlamaktadır.(dul ya da boşanmış olabilir ya da kocası hasta, işsizdir.)Veya koca eziyetçi, zalim, belki alkolik hatta psikopat biridir. Kadın korkmaktadır. Kadın evli değildir bu utancı yaşayamayacağını hissetmektedir. Veya öğrencidir, gebeliğin sürmesi eğitimine ve kariyerine engel olacaktır.” Bu listeye zihinsel özürlü veya hasta bir anne, bakımdan yoksun sakat veya mongol çocuklar eklenirse durumun vahameti daha iyi anlaşılacaktır.
Yukarda ki nedenlerden etkilenir sanki bazen kürtajın haklı olabileceğini düşünebiliriz. Ancak bu konudaki asıl zorluğumuz anne karnındaki ceninin yaşama ve bir kişi olmaya ne zaman başladığı ile ilgilidir. Eğer ceninin bir kişi oluşu ve yaşamı çok sonraları gerçekleşiyorsa problem daha uzlaşılır bir hal alacaktır. Böylece kürtaja bakışımız da daha hoşgörülü olacaktır. JJ Davis “ Eğer yaşam ve kişilik çok sonraları başlıyorsa kadının çıkarı doğrultusunda kürtajın haklı bulunacağı pek çok durum olacaktır” diye düşünüyor JJ. Davis “Prebyterian and Reformed”,Nev Jersey,1993:9 Edition.
Yaşamıma huzur, yollarıma aydınlık, geleceğime umutsun sen. Günah ve çaresizlik çürütürken ruhumu, sevdin ve kabul ettin beni. Oğlunun ölümü ile günahlarımı bağışladın ve beni öz evladın yaptın Sayıya gelmez iyiliklerin, anlatılmaz merhametin için şükrederim Sana ekmek, su, hava kadar muhtaç ve minnettarım, Varlığın mutlu eder beni. Tekrar ve tekrar şükrederim sana.
Önce senin krallığını istemem, her şeyden çok sevmem için kalbimi hazırla Kilisende ve kalbimdeki yerin hep başköşe olsun. Benliğimi fark etmem, ona mahkûm yaşamamak için acı bana Günahtan nefret edip kutsallaşabilmem için merhamet et.
Kardeşlerimin dertli zamanlarında, acılarında ve korkularında yanlarında ol.
Eğer işsiz, umutsuz karanlıkta olan varsa, nurunla yol göster çaresiz bırakma.
Tecrübelerde, bizi aşan sıkıntılarda yanımızda olduğunu hissettir.
Beni senden başka kimseye muhtaç ve çaresiz bırakma Ailemin, kendimin ihtiyaçlarını ve geleceğini sana emanet ediyorum Doğru düşünebilmem ve doğru kararlar verebilmem için anlayış ver. Karanlık ve belirsiz günlerimde yol göster, yanlış yapmama izin verme.
Patrikten başlayarak adını anan herkesi koru ve bereketli kıl. Kardeşlik gurubumu büyüt kalitesini arttır. Birlikteliğimiz seni hoşnut etsin. Ülkemi barış, adalet, huzur ve bereketle kutsa, yöneticilererimize hikmet ver.
Duamı yüce oğlun HİSUS KRİSTOS’un adıyla kabul et. ÂMİN
BÜTÜN BU KONULARDA DERİNLEŞMEK FİKİR SAHİBİ OLMAK HERKESİN HARCI MIDIR ?
Bizim bütün bu konulara vereceğimiz cevaplar EVET tir.
Evet İncil dün , bügün ve yarın aynıdır. Etkisi , güncelliği hiç değişmez.
Evet İncil okumak gerekir , anlamak gerekir bu sadece din adamlarının işi değildir , yaşayan her canın buna ekmek kadar su kadar ihtiyacı vardır.
Evet insanın yaratıcısı ile tanışması , derinleşmesi çok doğaldır. İnsan Dünyanın görünen ve aldatıcı yüzünün dışındada bizi bekleyen gerçekleri fark etmelidir.
Evet gündelik yaşantımız içerisinde Tanrı'nın sözlerini yaşayabilir ve bu sayede ihtiyaç duyduğumuz kuvveti bulabiliriz. Bu konular sadece kilise çatısı altına ait değildir.
Evet tüm bu konular herkez içindir herkezi ilgilendirir. Din adamı olmak gerekmez.
İşte bu konulara verdiğimiz evet cevapları bizim amacımızdır. Bu konuları öğrenmek , öğretmek , yaşamak ve kardeşçe bir ortam yaratmak bu güne kadar sürdürdüğümüz yaşam tarzımızdır... Amacımızdır... Biliyoruz ki herkesin kendini ifade edebildiği sıcak bir ortama ihtiyacı var işte bu ortam niçin kilise de yaşanmasın?