21 Ağustos 2009 Cuma

KÜRTAJ...

Pek çok insan kürtajı, onuru temizlemek veya doğum kontrolünü sağlamak için gerektiğinde çekinmeden uygulayabileceği bir yöntem olarak görüyor. Özellikle namus konularında cinayet işlemek yani anne rahminde yaşamakta olan küçük insanı öldürmek bir hak olarak görülüyor. Namussal, ekonomik ve diğer sebeplerden çıkabilecek sorunlarla mücadele etmek, çözümler üretmek yerine ilk akla gelen kürtaj ile yaşayan canlıdan kurtulmak oluyor. Kişileri buna iten sebepler, farklı ve karışık olsa da çözümümüz çok ağır durumlar dışında(annenin hayati tehlikesi gibi) kürtaj olmamalıdır. Ülkemizde sekiz haftalık, Avrupa da yirmi sekiz haftalarda bile yaşayan savunmasız bebeğin hayatına vahşice son veriliyor. Kürtajın kolaylıkla uygulanmasında, çaresizlik kadar, ceninin yaşama ve bir kişi olmaya, çok sonraki aylarda başladığı düşünmelerindendir. Farklı fikirler olmasına karşın, sperm yumurtayla birleştiği anda yaşam başlamaktadır. Yaşamı başlatan Tanrı, insanı kendi suretinde yaratmış (Yar 1:27) ve öldürmeyeceksin demiştir. Yaşam Onundur ve sadece Olabilir. Cenin bir kişi ve bir insandır. Yaşama hakkı vardır. Bu hak kutsal görülüp korunmalı cenin katliamlarında anne ve çocuğu her anlamda destekleyen farklı çözümler üretilebilmelidir. Kürtaj onuru temizlemek ve doğum kontrolü için iyi bir yöntem değildir.



İnsan bu konunun çok hassas ve kolay cevaplar ile geçiştirilemeyeceğini işin içine girince anlıyor. Özellikle namus ve onuru temizleme düşüncesi toplumlar üzerinde büyük baskı oluşturmaktadır. Ülkemiz de zina, tecavüz veya aile içi cinsel tacizden doğan çocuklar, çok çirkin unvanlarla damgalanmakta, dışlanmaktadır. Annesi ise gerek hamilelik boyuca gerek doğumdan sonra, çevresinin potansiyel cinsel objesi, kolay ele geçirilecek kadın olarak iştahları kabartmakta taciz edilmektedir. Durum küçük yerleşim bölgelerinde dayanılmaz boyutlara ulaşmakta trajik olaylarla sonlanmaktadır.

Ekonomik ve sosyal sorunlar nedeniyle kürtaja baktığımızda da durum düşündürücü ve yıpratıcıdır. Stott, John Issues Facing Christians Today. Marshall Pickering.1990:4 adlı eserinde durumu netleştirmiştir. “Hamile anne büyük bir ailenin talepleri karşısında tükenmiş durumdadır. Ev zaten kalabalıktır. Ailenin başka bir çocukla başa çıkamayacağı açıktır. Ya da ailenin gelirini anne sağlamaktadır.(dul ya da boşanmış olabilir ya da kocası hasta, işsizdir.)Veya koca eziyetçi, zalim, belki alkolik hatta psikopat biridir. Kadın korkmaktadır. Kadın evli değildir bu utancı yaşayamayacağını hissetmektedir. Veya öğrencidir, gebeliğin sürmesi eğitimine ve kariyerine engel olacaktır.”
Bu listeye zihinsel özürlü veya hasta bir anne, bakımdan yoksun sakat veya mongol çocuklar eklenirse durumun vahameti daha iyi anlaşılacaktır.



Yukarda ki nedenlerden etkilenir sanki bazen kürtajın haklı olabileceğini düşünebiliriz.
Ancak bu konudaki asıl zorluğumuz anne karnındaki ceninin yaşama ve bir kişi olmaya ne zaman başladığı ile ilgilidir. Eğer ceninin bir kişi oluşu ve yaşamı çok sonraları gerçekleşiyorsa problem daha uzlaşılır bir hal alacaktır. Böylece kürtaja bakışımız da daha hoşgörülü olacaktır. JJ Davis “ Eğer yaşam ve kişilik çok sonraları başlıyorsa kadının çıkarı doğrultusunda kürtajın haklı bulunacağı pek çok durum olacaktır” diye düşünüyor JJ. Davis “Prebyterian and Reformed”,Nev Jersey,1993:9 Edition.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.