Çitlere çevrili bir otlakta dokuz besili ve bir cılız inek varmış. İneklerin sahibi, ineklerin aynı çimleri yemelerine rağmen, bu bir inek neden cılız kalıyor diye çok merak edermiş. Bir gün sebebini öğrenmek için, inekleri gözetlemeye başlamış. Meğer bu zayıf inek, diğer arkadaşları çimleri iştahla yerken, o başını çitlerden dışarı çıkarır, karşı çitlere hayran, hayran bakar oradaki çimleri yemeği hayal ederek hiçbir şey yemeden akşam edermiş.
Bazı insanlar da tam böyledir sahip olduklarıyla mutlu olmak varken, başkalarını kıskanarak, hayatlarına özenerek yaşamı kaçırırlar. Ellerindekilere ulaşmak için onca çaba sarf eder, ulaşınca da onun değerini bilemez olurlar. Bu ciddi bir hastalık, kötü bir huydur. Oysa şu an sahip olduklarıyla mutlu olmayı bilmeyen, istedikleri gerçekleştiğinde de mutlu olmayacaktır. İncil bize “ Aza sadık olmayana daha çoğu emanet edilmeyecektir” der. Yani ellerindekilere şükretmeyi bilmiyorsan, daha çoğu sana verilmiyor.
Başkalarını kıskanmak, kişiyi, hastalıklı zayıf karakterli birine dönüştürür. Elbette daha iyiye gitmek için çaba sarf etmeli ve gerekli mücadeleyi vermeliyiz. Ama bunlar, başkalarına hasetten veya üstün olmaya çalışmaktan kaynaklanmamalıdır. Bilinmelidir ki, olumsuz duygular, kişiyi geliştirmek yerine, bencileştirmekte, açgözlülük, korku ve kaygımızı büyütmektedir. “Çünkü nerede kıskançlık varsa, orada karışıklık ve her türlü kötülük vardır”.Yak:3,16
14 Mart 2010 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.