Bir teoloji öğrencisi, mezun olmasına yakın, insan yaşamında mutluluk için elzem olan şeylerin listesini çıkarır. Gururla, hocasına listeyi götürür. Hoca listeyi okur, sağlık, para, dostlar, eğitim, çevre, aile diyerek sıralamayı beğendiğini belirtir. Ardından, cebinden çıkardığı kurşun kalemle, listenin üzerine bir çarpı işareti çizer. Ve öğrencisine: asıl önemli olan bir sırrı unutmuşsun der. Sonra listenin altına büyük harflerle kalp huzuru yazar. Eğer kalp huzuru yoksa yazdıklarının iç bir değeri olmaz. Bu sırrı da Tanrı, sevdiği kullarına özenle saklar, der.
Küçük gibi görünen bu sır, derin ve büyük bir gerçeği içerir. Sahip olduklarımız mutluluğumuzun garantisi değildir. Kalp huzuru yoksa sahip oluklarımızla yinede mutsuz, huzursuz ve tatminsiz olabiliriz.
Bu gerçek, 301 yılında Ermenileri Hrisyanlaştırmak için Ermenistan’a gelen Krikor Lusavoriç ile dönemin kralı Dırtad’ın hayatlarında görülür. Krikor Lusavoriç on üç sene kör bir kuyuya, Kral Dırtad tarafından ölmesi için hapsedilir. On üç senenin sonunda, zenginlik, refah ve güç içindeki kral çıldırır. Kendini hayvan gibi hissetmeye başlar. Öldüğü sanılan Krikor ise, kralı iyileştirmesi için kuyudan çıkarılır. Krikor’un bedeni kuyuda ki gazlardan ve koşulardan kararmış, ama akıl ve ruh sağlığı güçlenmiş olarak çıkar.
Kalp huzuru, yokluğunda kişiyi sarayda olsa bile çıldırtır. Ona sahip olanı ise, yaşanılamaz koşularda olsa bile, bir milletin kurtarıcısına dönüştürür. Bütün fark öğrencinin unuttuğu, Tanrı’dan gelen o küçük sırda gizlidir.
21 Mart 2010 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.