7 Mart 2010 Pazar

ÖNYARGI VE OLUMSUZ DÜŞÜNCELER....

Albert Einstein insanlardaki ön yargıları parçalamanın Atomu parçalamaktan daha zor olduğunu söylemiş. Gerçekten de önyargılar, yanlışlara neden olan, hayatı zorlaştıran, hatalı düşünme biçimleridir. Kişi bir kez böyle düşünmeye başladığında, yapabileceklerini yapamaz, olabilecek iyi şeylere de engel olur. Bu nedenle pek çok ilişki bozulur pek çok yetenekli insan gereksiz korkularla kendine ve çevresine işkence eder. Bu, bir çeşit kötü peygamberliktir. Kişi önyargı ve olumsuz düşünme gözlüğünden bakarak şöyle düşünmeye başlar.

Ondan adam olmaz. O asla düzelmez. O Beni sevmez. Ben bu işi yapamam. Tanrı beni duymaz. Dua etsem de benimle ilgilenmez. Ben değersizim. Ben Başarsızım. Ben mutsuzum.
Her şey kötüye gidecek vs. İşin acı yanı ise, böyle düşünerek bunlara derinden inanır. Bu andan itibaren, olumsuz düşüncelerin etkisinde yaşar ve düşünür. Şeytan da bu negatif düşünceleri kullanmaya ve yönetmeye bayılır. İnsanları bu düşüncelerle bağlar, her geçen gün daha da kötülerini ekleyerek, yaşamları zindan eder. Bu nedenle mümkünse, olumsuz düşünme ve önyargılar yerine, yüreklendirici bir dil ve düşünme biçimi kullanılmalıdır.

Örneğin, Tanrı beni seviyor, benimle ilgileniyor, beni duyuyor gibi( İncil’in öğretisi kesinlikle budur). Kendimiz ve başkalarına da her zaman yeni bir şans tanımalı, kendimizi ve çevremizi de yapabilecekleri konusunda yüreklendirmeliyiz. Yarın her şey daha iyi olacak. Tanrıyla başarabilirim. Başarabilirsin. Niçin kötü olsun ki. Niçin daha iyi olamayayım ki vs.

Eğer iyi ve yapıcı bir dil kullanamıyorsak, hiç olmazsa önyargılı ve olumsuz konuşmamalı, düşünmemeliyiz. Yoksa bunlar bizi çöküntüye, başarısızlığa ve yalnızlığa, mahkûm edecektir.

Tanrı da hep bir ikici şanslar vardır. Kendimize ve başkalarına ikinci bir şans verilmelidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.